Yalçın & Özcan Hukuk Bürosu
← Tüm makaleler

26 Ekim 2026

Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyû) Davalarında Taşınmazın Satışı, Paydaşların Öncelik Hakları ve Arabuluculuk Aşaması

Bir taşınmaz birden fazla kişinin mülkiyetinde olduğunda, çoğu zaman bir süre sonra şu soru gündeme gelir: "Bu taşınmazı artık birlikte kullanamıyoruz; nasıl paylaşacağız?" İşte ortaklığın giderilmesi — halk arasında bilinen adıyla izale-i şüyû — davası tam bu soruya…

Bir taşınmaz birden fazla kişinin mülkiyetinde olduğunda, çoğu zaman bir süre sonra şu soru gündeme gelir: "Bu taşınmazı artık birlikte kullanamıyoruz; nasıl paylaşacağız?" İşte ortaklığın giderilmesi — halk arasında bilinen adıyla izale-i şüyû — davası tam bu soruya cevap arar. Bu yazıda, ortaklığın giderilmesi davasının nasıl işlediğini, taşınmazın satışına karar verildiğinde izlenen usulü, paydaşların öncelikli konumunu ve 12. Yargı Paketi ile gelen önemli yenilikleri sade bir dille ele alacağız.

1. Ortaklığın giderilmesi davası nedir, kimler açabilir?

Bir taşınmazda birden çok kişi pay sahibiyse (bu pay, miras yoluyla ya da satın alma yoluyla edinilmiş olabilir), bu kişilere paydaş denir. Paydaşların ortak kullanımı sürdürememesi ya da sürdürmek istememesi hâlinde, paydaşlardan herhangi biri — diğerlerinin rızasına ihtiyaç duymaksızın — mahkemeye başvurarak ortaklığın giderilmesini isteyebilir. Dava sonunda amaç, taşınmaz üzerindeki ortak mülkiyeti sona erdirmek ve her paydaşı kendi payına kavuşturmaktır.

Uygulamada bu davalar özellikle miras yoluyla kalan taşınmazlarda, kardeşler ve diğer mirasçılar arasında aile içi anlaşmazlık hâlinde açılır. Ancak sadece miras kaynaklı değil, birlikte satın alınmış arsa, tarla, işyeri gibi taşınmazlarda da gündeme gelebilir.

2. Aynen taksim mi, satış suretiyle giderilme mi?

Mahkeme, bu davada öncelikle taşınmazın aynen taksimine (yani paydaşlara fizikî olarak bölünerek paylaştırılmasına) karar verilip verilemeyeceğini araştırır. Taşınmaz bölünebilir nitelikteyse, payların her birine düşen kısmın bağımsız olarak kullanılması mümkünse ve bu yönde bir talep varsa aynen taksim yoluna gidilebilir.

Ancak taşınmazın ekonomik değeri bölünmeye elvermiyorsa, paylar arasında aşırı değer farkı varsa ya da taşınmaz yapısı gereği (örneğin tek katlı bir ev, küçük bir arsa) bölünmeye uygun değilse, mahkeme satış suretiyle giderilmesine karar verir. Bu durumda taşınmaz açık artırma yoluyla satılır ve elde edilen bedel, paydaşlar arasında payları oranında dağıtılır. Bu, ailenin en çok kaygı duyduğu senaryodur: taşınmaz, aile dışından bir kişiye geçebilir.

3. 12. Yargı Paketi ile gelen önemli yenilik

Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen düzenleme, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin kurallar bakımından önemli bir yenilik getirdi. Yeni usul, aile taşınmazlarının düşük bedelle üçüncü kişilere geçmesini önlemeyi amaçlıyor. Öne çıkan başlıklar şunlar:

a) İlk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak

Taşınmazı tüm malikler miras yoluyla edinmişse ve mirasçılar dışında hiçbir üçüncü kişinin mülkiyet hakkı bulunmuyorsa, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğinde ilk açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında gerçekleştirilecek. Yani ilk turda aile dışından biri taşınmaza talip olamayacak. Bu özel usul bir defaya mahsus uygulanacak.

b) İlk artırmada teklifin taşınmazın tam değerini karşılaması gerekecek

Genel icra satışlarında ilk turda muhammen kıymetin (tahmini değerin) belirli bir oranını karşılayan teklif yeterliyken, mirasçılar arasındaki bu özel artırmada teklifin taşınmazın takdir edilen değerinin tamamını ve ayrıca satış masraflarını karşılaması aranacak. Böylece taşınmaz, düşük bedelle elden çıkmayacak; mirasçılar için de bedelsiz bir avantaj sağlanmayacak. Mirasçılar arasında satış gerçekleşmezse, ikinci artırma genel hükümlere dönülerek yapılacak ve bu kez tahmini değerin yarısı esas alınacak.

c) Kritik geçiş hükmü

Yeni kurallar, yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacak; o artırmalarda eski hükümler geçerli olmaya devam edecek. Bu nedenle dosyanızın hangi tarihte ilana çıkarıldığı, hangi rejime tabi olacağını doğrudan belirleyecek.

Önemli uyarı: Yeni düzenleme mirasçılara sınırsız ya da düşük bedelli bir ön alım hakkı tanımıyor. Taşınmaz, birinci artırmada mirasçılar arasında yine gerçek değeri üzerinden satın alınabilir. Düzenlemenin sağladığı avantaj, "ilk turda aile dışına çıkmama fırsatı"dır; bedel avantajı değildir. Bu ayrım, uygulamada en çok yanlış anlaşılan noktadır.

4. Paydaşların öncelik hakları: Ne değişti, ne değişmedi?

Yeni düzenlemeyle birlikte, miras yoluyla intikal etmiş taşınmazlarda paydaşların konumu güçlendirildi. Ancak bu güçlendirme, sınırsız bir imtiyaz anlamına gelmiyor. Pratik sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • Taşınmazda mirasçı olmayan bir paydaş varsa, bu özel ilk artırma usulü uygulanmayacak; genel satış hükümleri geçerli olacak.
  • Taşınmazda yalnızca mirasçılar pay sahibi olsa bile, ilk artırma usulü bir defaya mahsus; satış gerçekleşmezse sonraki turlarda herkes ihaleye katılabilecek.
  • İlk artırmada teklifin taşınmazın gerçek değerinin tamamını karşılaması gerektiği için, mirasçılar arasında alım gücü olmayan kişiler için bu hakkın pratikte kullanılması zor olabilir. Bu, uygulamada en çok eleştirilen yönlerden biridir.

5. Teminat ve ihale bedelini yatırmama yaptırımları

Paketin bir diğer önemli ayağı, satış sürecindeki suistimalleri önlemeye yönelik düzenlemelerdir. Şöyle ki:

Teminat muafiyeti kaldırıldı. Eskiden artırmaya katılan pay sahipleri, payları oranında teminat yatırmaktan muaf tutuluyordu. Bazı kişiler bu muafiyeti kötüye kullanarak — teminat yatırmaksızın çok yüksek bir teklif verip — ihaleyi kazanıyor, ancak bedeli ödemeyerek satışın tekrarını sağlıyordu. Yeni düzenleme ile paydaşlar da diğer katılımcılar gibi teminat yatırmak zorunda. Hazine ise açık artırmalarda teminattan muaf tutulmaya devam ediyor.

Bedelini yatırmayan alıcıya yaptırım. En yüksek teklifi verip de ihale bedelini süresinde yatırmayan alıcının teminatı iade edilmeyecek; önce satış masrafları bu tutardan karşılanacak, kalan kısım hak sahiplerine ödenecek. Ortaklığın giderilmesi satışında bedeli yatırmayan kişi bir paydaşsa, teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında dağıtılacak. Ayrıca bu kişiye ayrıca idari para cezası uygulanması öngörülüyor. Amacı, süreci sırf uzatmak için teklif verilmesinin önüne geçmektir.

Satış isteyen alacaklıya özel kural. İhaleyi kazanıp da bedeli yatırmayan kişi, satışı talep eden alacaklının kendisiyse, muhammen bedelin belirli bir kısmı kendi alacağından mahsup ediliyor; o satış için yapılan masraflar da borçluya değil, alacaklının üzerinde bırakılıyor. Bu da süreçteki gereksiz uzatmaları caydırmayı hedefliyor.

6. Arabuluculuk aşaması: Ortaklığın giderilmesinden önce uzlaşma imkânı

Ortaklığın giderilmesi davası, taraflar arasındaki ilişkiyi derinden etkileyen bir süreçtir. Bu nedenle mahkemeye gitmeden önce ya da dava sırasında, tarafların bir arabulucu eşliğinde bir araya gelerek ortak bir çözüm bulması mümkündür. Arabuluculuk, tarafsız bir üçüncü kişinin kolaylaştırıcılığında, tarafların kendi iradesiyle uyuşmazlığı çözmeye çalıştığı bir yoldur; kararı taraflar verir, arabulucu karar vermez.

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında arabuluculuk yoluyla şu tür çözümler gündeme gelebilir:

  • Taşınmazın, bedel ödemek suretiyle bir paydaşa bırakılması (pay devri ya da satış yoluyla).
  • Taşınmazın birlikte kullanılmaya devam edilmesi; kullanım şartlarının ve süresinin yazılı olarak belirlenmesi.
  • Taşınmazın satılması ve bedelin paylaşım oranlarının önceden kararlaştırılması.
  • Taşınmaz üzerindeki ipotek, intifa gibi yüklerin nasıl çözüleceğine ilişkin mutabakat.

Taraflar arabuluculuk sonunda anlaşmaya varırsa, bu anlaşma belgesi tarafların hak ve yükümlülüklerini yazılı olarak netleştirir ve uygulamada mahkeme kararına göre çok daha hızlı bir çözüm sağlar. Ortaklığın giderilmesi davalarının dava öncesi arabuluculuk kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ise uyuşmazlığın niteliğine göre somut olarak değerlendirilmesi gereken bir usul sorusudur; dosyanızın bu kapsamda olup olmadığı, dava açmadan önce mutlaka teyit edilmelidir.

7. Pratik uyarılar ve sonuç

Ortaklığın giderilmesi davası, teknik bir usul davasıdır ve dosyanın kaderi birkaç kritik noktaya bağlıdır:

  • Taşınmazın miras yoluyla mı yoksa satın alma yoluyla mı edinildiği, hangi artırma usulünün uygulanacağını belirler.
  • Dosyanın hangi tarihte ilana çıkarıldığı, yeni yargı paketi kurallarının uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkiler. İlan tarihi yeni düzenlemeden önce olan dosyalarda eski hükümler geçerli olur.
  • Paydaşların teminat yatırması artık zorunlu hâle geldi; dolayısıyla artırmaya katılma planı yapan paydaşların bunu mali planlamalarına dâhil etmesi gerekir.
  • İhale bedelini süresinde yatırmamak, yalnızca satışın iptaliyle sonuçlanmaz; teminatın iadesizliği ve idari para cezası gibi ek yaptırımlar da doğurur.
  • Taşınmazın aynen taksiminin mümkün olup olmadığı, satış usulüne göre çok daha avantajlı sonuç doğurabilir; bu nedenle dosyanın teknik incelemesi baştan doğru yapılmalıdır.

Özetle: 12. Yargı Paketi, miras kalan taşınmazların satışında paydaş lehine önemli bir öncelik fırsatı tanıdı; ancak bu, sınırsız bir ön alım hakkı değil, ilk turda aile dışına çıkmama imkânıdır. Düzenlemenin kapsamı ve geçiş hükümleri, dosyanızın tarihine ve taşınmazın niteliğine göre büyük fark yaratır. Somut bir adım atmadan önce, taşınmazın tapu kaydını, ilan tarihini ve dosyanın bulunduğu aşamayı bir avukatla değerlendirmeniz, olası bir hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Yeni düzenlemenin kesin kapsamı, yürürlük tarihi ve somut dosyanıza etkisi bakımından güncel mevzuat metninin ve geçiş hükümlerinin ayrıca teyit edilmesi gerekir. Hak kaybı yaşamamak için bir avukata başvurmanız önerilir.